Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü

Millî Mücadelemizin 100. Yılı

Millî Mücadelemizin 100. Yılı

19 Mayıs 1919, Millî Mücadelenin Yüzüncü Yılı? Bir milletin, boğulmak istendiği bir anda kükreyişi ve kendini boğmak isteyenleri alt etmesi? Tarih boyunca esaret altına alınamamış milletimizin kendisine yönelik oynanan oyunları fark edip heveslerini kursaklarında bırakması? Milletimizin topyekûn direnişe geçip diriliş ruhuyla müstevlilere haddini bildirmesi? 

Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının milletimize öncülük ve liderlik yaparak verdiği bu mücadele, tarihimize altın harflerle işlenmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Kâzım Karabekir Paşa, Fevzi Çakmak Paşa, İsmet İnönü Paşa, Ali Fuat Cebesoy Paşa ve daha adlarını burada anamadığımız nice komutan ile milletimizin asîl ruhlu fertleri kadın-erkek, çocuk-yaşlı demeden bu mücadelenin başarıya ulaşması için canlarını ortaya koymuşlardır. 

İşte 19 Mayıs 2019 bu kutlu mücadelenin Yüzüncü Yılı? Millî Mücadelemizin Yüzüncü Yılında, şunu unutmamalıyız: Müstevliler geçmişte kalmış değil. Onlar zaman zaman fırsat kollayarak üzerimizde binbir çeşit oyunlar oynamakta. Bize düşen bu müstevlilere bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da millî birlik ve beraberliğimizi koruyarak her hâlükârda hadlerini bildirmek?

Şuna inanıyoruz ki geçmişte olduğu gibi bundan sonra da necip milletimiz bu ruhu koruyacak ve 15 Temmuz 2016'da olduğu gibi müstevlilere haddini bildirecektir. 

Günün anlam ve önemine binaen milletimizi tekrar İstiklâl Marşı'mızın bütününü okumaya ve üzerinde tefekküre davet ediyoruz:

 

İSTİKLÂL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

 

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!

Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...

Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

 

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

 

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

 

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.

Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.

Doğacaktır sana va'dettigi günler hakk'ın...

Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

 

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:

Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:

Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

 

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!

Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

 

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.

Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,

Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

 

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,

Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,

Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;

O zaman yükselerek arsa değer belki başım.

 

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.

Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:

Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

                                            Mehmet Akif ERSOY



Emniyet Mahallesi Boğaziçi sokak No 23 Teknikokullar Yenimahalle / ANKARA - 0312 413 21 14 0312 413 21 16

MEB © - Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik, Kullanım ve Telif Hakları bildiriminde belirtilen kurallar çerçevesinde hizmet sunulmaktadır.