İlkokul - Ortaokul Z-kütüphane modelleri:

1. Model
2. Model
3. Model

Lise Z-kütüphane modeli


Oyun Sahalarının Çizimi ile ilgili sunuya erişmek için tıklayınız...

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI PROF.DR. ÖMER DİNÇER´İN RÖPORTAJI

“Okullar toplum hizmetine açılacak”

Milli Eğitim Bakanı Prof.Dr. Ömer Dinçer

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan “Okullar Hayat Olsun” projesi, okul tanımını değiştirecek, okulun işlevini ve etkinliğini artıracak, bu anlamda büyük ihtiyaç duyulan köklü değişikliklerin yapılmasını düzenleyen büyük bir proje...

Artık okullar, klasik anlayışın ötesine geçecek, hafta sonları da öğrenci sesleriyle dolacak, eğitim aktiviteleri ile daha efektif yapılar haline gelecek.

Milli Eğitim Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Birliğimizin ortak imzası ile hayata geçen proje, merkezi ve yerel idarelerin kaynak ve imkanlarını işbirliği içinde halkın hizmetine sunmalarında bir kilometre taşı olacak.

İçinde sayısız faydalar barındıran “Okullar Hayat Olsun” projesini, projenin mimarı Milli Eğitim Bakanı Sayın Prof.Dr. Ömer Dinçer’le konuştuk. Sayın Bakan, projenin hayata geçmesiyle sağlanacak faydaları, belediyelerin katkılarına tüm detayları ile anlattı...

Sayın Bakanım Okullar Hayat Olsun projesinin amacı nedir ve topluma ne tür katkılar sağlamasını bekliyorsunuz?

Ömer Dinçer- Bu proje ile temelde eğitimin topluma yayılması; okullarla ailelerin, velilerin ve mahallelinin buluşturulması hedeflenmektedir. Biz, eğitimin sadece okullar ve dersliklerde yapılan eğitim-öğretimle sınırlı olmadığını düşünüyoruz. Dersliklerin yanı sıra okul bahçelerinin, eklentilerinin, sokağın ve hatta evlerin salonlarının çocuklarımızın eğitim ve öğrenme düzeyi üzerinde etkisi vardır. Ülkemizin eğitimin seviyesini artırmak için böylesi bir projeye ihtiyaç bulunmaktadır. Çünkü ülkemizde ortalama eğitimde geçen süren 6,1 yıldır. Bu süre gelişmiş ülkelerde iki katın üzerinde olup, şayet 2023 yılında dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girilmek isteniyorsa topyekûn bir eğitim seferberliğinin başlatılması gerekmektedir.

Diğer taraftan, okul-toplum ilişkisinin geliştirilmesi ve velilerin okullara aidiyetinin artırılması eğitimin niteliğinin artışında ve okul başarısı üzerinde olumlu etkiye sahiptir. Proje ile veli-okul-öğretmen ilişkisi karşılıklı etkileşimin artışıyla birlikte daha sağlıklı bir zemine oturacaktır.

Bu bağlamda projenin amacı, okulların toplum hizmetine açılmasıdır. Okulların derslikleri, toplantı salonları, konferans salonları, spor salonları, çok amaçlı salonları ve bahçeleri ağaçlandırılarak ve düzenlenerek eğitim-öğretim saatlerinin dışında, hafta sonlarında ve yaz aylarında mahallelinin hizmetine sunulmaktadır. Böylece okulların öğrenciler ve yetişkinler için birer “hayat boyu öğrenme merkezi” ve eğlenme ve dinlenme aktivitelerine imkan veren “yaşayan güvenli alanlar” haline dönüştürülmesi amaçlanmaktadır.

Projenin kamu hizmet sunumu açısından ortaya çıkaracağı faydalar için neler söyleyebilirsiniz?

Ö.D. : Temel amacımızın yanı sıra Okullar Hayat Olsun projesi bir çok alandaki geleneksel davranış ve anlayışta değişiklik yapabilecek bir potansiyeli bünyesinde barındırmaktadır. Projenin kaynak kullanmada etkinliği ve kamu kurumları arasında koordinasyon ve işbirliğini artırmaya yönelik unsurlara sahip olduğunu söyleyebiliriz. Gerçekten, kamu kaynaklarının daha verimli ve etkili bir şekilde kullanılabilmesi için gelişmiş birçok ülkede okullardan okul saatleri dışında da yararlanılmasına yönelik eğilimler artmaktadır. Çünkü, okullardan eğitim dönemleri dikkate alındığında gündüz saatlerinin ancak yüzde 30’u civarındaki kısmında yararlanılmaktadır. Geri kalan saatlerde ve akşamları ise kıt kaynaklarla yapılan bu milli servet atıl kalmaktadır. Bir seferberlik anlayışıyla, büyük kaynaklar ayırarak ve vatandaşlarımızın katkılarıyla oluşturduğumuz alanlardan yeterince yararlanılmamaktadır. Okullar gece vakitlerinde hizmete açılmadığı gibi hafta sonları çoğunlukla tümüyle kapalıdır. Ülkemizde 42 bin civarında okul, 600 bin civarında derslik, binlerce spor salonu, konferans salonu, bilgi teknolojisi sınıfı, kütüphane bulunmakta ancak bunlardan büyük ölçüde yararlanılmamaktadır. Buna karşılık, ülkemizdeki belediyeler başta olmak üzere diğer kamu kurumları okullardan yararlanılarak yerine getirilebilecek hizmetler sunmak amacıyla kapasite oluşturmak için milyarlarca lira kaynak harcamaktadır. Ayrı birimler oluşturmak altyapı ve yatırım harcamalarının yanı sıra kuşkusuz önemli miktarda idari ve personel harcaması ortaya çıkarmaktadır. Örneğin, ülkemizde belediyelerin birçoğu bilgi evleri ve kütüphaneler açmaktadır. Her mahalleye bu tesisleri yapmak belediye bütçeleriyle karşılanması mümkün olmayan büyük maliyetler oluşturacaktır. Oysa belediyeler, uygulama alanı olarak okulu, bilgi teknolojileri sınıflarını ve kütüphaneleri aynı fonksiyonları icra etmek için kullanabilirler.

Diğer taraftan ülkemiz kamu yönetiminin önemli zafiyetlerinden biri olan kurumsal taassup bu proje ile azalacaktır. Merkezi ve yerel idareler arasında işbirliği ve koordinasyon içinde çalışma geleneğinin yerel düzeyde bir uygulaması ortaya çıkmış olacaktır. Bu projenin merkezi ve yerel idarelerin kaynak ve imkanlarını işbirliği içinde halkın hizmetine sunmalarında bir kilometre taşı olacağını düşünüyorum.

Bir başka husus projenin toplumun artan eğitim, kültür ve sosyal hizmet talebine cevap verilmesinde önemli bir rol üstlenecek olmasıdır. Bilgi toplumunda yaşam ve çalışma şartları hızla değişmekte, eğitim ve hayat boyu öğrenme tüm toplumun süreklilik arz eden bir ihtiyacı haline dönüşmüş bulunmaktadır. Artan ihtiyacı karşılamak için sürekli yatırım yapmak ve hizmet üretmek gerekecektir.

Okulları ortak yaşam alanına dönüştüren adımlar nelerdir?

Ö.D. : Okullar mahallenin ortak yaşam alanına, başta bahçelerinin ağaçlandırılması ve düzenlenmesi olmak üzere diğer tüm alanlarının hizmete açılması ile dönüşecektir. Okul bahçeleri mahallelinin eğlenme ve dinlenme aktiviteleri için yararlanabilecekleri, çocuklar ve gençlerin oyun oynayıp spor yapabilecekleri mekânlar olarak kullanılabilecektir. Çocuklar sokaklarda oyun oynamak, spor yapmak; özellikle büyükşehirlerde mahalleli kaldırım kenarlarında sosyalleşmek yerine okul bahçeleri buluşma alanı haline gelecektir. Okul bahçelerinde yeşil alan, ana sınıfı oyun parkı ve kum havuzu, spor sahaları, geleneksel çocuk oyun alanları ve sahaları (mendil kapmaca, sek sek, dokuztaş vb.), çardak-kameriye, dinlenme ve oturma grubu, açık derslik ve anfitiyatro ile gezinti yolları yer alacaktır.

Okulun konferans salonları, çok amaçlı salonları ve dersliklerinde mesleki, sosyal ve kültürel eğitimler ve faaliyetler düzenlenebilir. Ailelerin okullara aidiyetini artıracak toplantı, seminer ve konferanslar, aile-çocuk eğitimine ilişkin bilgilendirme ve danışmanlık hizmetleri, okuma yazma kursları vb. etkinlikler okulların konferans salonlarında ve dersliklerde tertip edilebilir.

Spor salonları açılarak güreş, uzak doğu sporları, atletizm vb. alanlarda okullarda olmayan ve gençler için cazip olan spor alanlarında kurslar düzenlenmesinde kullanılabilir. Bu salonlar fitness programı imkânı sunacak ekipmanlarla donatılarak hem örgün öğretim öğrencilerine hem de mahallelinin yararlanmasına açılabilir. Bayanlar için özel programlar düzenlenebilir. Böylece spor ve sağlıklı yaşam imkânları toplumun tüm kesimlerine yayılabilir.

Okuma kültürünün yaygınlaştırılması ve güvenli alanlarda internet erişimi sağlanmasıyla okullar ortak ve güvenli yaşam alanına dönüşecektir. Öyle ki, bizim Z-kütüphane adını verdiğimiz içerisinde temel eserleri barındıran, çocuklarımız ve mahallelinin internete girdikleri, çıkış alıp ödevlerini yapabildikleri, hatta sadece oyun oynama amacıyla geldikleri nezih mekanlar oluşturulacaktır. Bu mekanlar okulun giriş katında konumlanacak ve yeni okul projelerinde okula girmeden dışarıdan girilebilir olacaktır. Bu kütüphanelerden mahalleliye ödünç kitap hizmeti de verilebilir.

Bakanlığınızın yükümlülükleri nelerdir?

Ö.D. : Bakanlık olarak işbirliği yaptığımız kuruluşlara yük getirmek istemiyoruz. Bu bağlamda okullarda sunulacak hizmetlerin gerektirdiği ısınma ve aydınlanma giderlerini biz karşılayacağız. Yine, okullarda bu hizmetler için norm kadro fazlası öğretmenlerimizi, maaş karşılığı ders saatini dolduramayan öğretmenlerimizi görevlendireceğiz. Gerektiğinde de halk eğitim merkezleri aracılığıyla ücretli öğretmenlerimizle bu hizmetleri sunmaya çalışacağız.

Belediyelerden beklentiniz nelerdir?

Ö.D. : Belediyelerden temel beklentimiz kamu kaynaklarını etkin kullanma kaygısı içinde hareket ederek benzer fiziki kapasite oluşturmaktan imtina edip okullarımızdan yararlanmalarıdır. Sunmakta oldukları mesleki, sosyal ve kültürel tüm eğitim ve faaliyetleri okullarda yapmalarıdır. Bu noktada şu hususu belirtmeliyim. Ülkemizde belediyeler zaten okullarımıza her türlü desteği sağlamaktadırlar. Biz bu projeyle fiziki kapasitemizi belediyelerin hizmetine açıyoruz. Diğer bir ifadeyle okullarımıza yaptıkları katkıların karşılığını vermek istiyoruz.

Belediyelerin sadece sunacakları hizmetlerle ilgili sınırlı sorumlulukları mevcut. Bunlardan birincisi, sunacağı hizmetler için yeterli insan kaynağı ve bütçeyi sağlamak; ikincisi okulda mevcut bulunmaması halinde işbirliği içinde kullanılacak alanların tesisi veya eksiklerinin giderilmesine yönelik yatırım harcamalarını yapmak; üçüncüsü hizmet verilen alanların güvenliğini hizmet verdiği sürelerle sağlamak ve sonuncusu da okulu öğrenciler için temizliğini yaparak hazır halde bırakmaktır.

Ancak, okullarda Z-kütüphanelerin oluşturulmasının, bahçelerin ağaçlandırılması ve düzenlenmesinin projenin amaçlarına ulaşması ve beklenen faydaları üretebilmesi açısından gerekli olduğu belediyeler tarafından da kabul edilmelidir.