İlkokul - Ortaokul Z-kütüphane modelleri:

1. Model
2. Model
3. Model

Lise Z-kütüphane modeli


Oyun Sahalarının Çizimi ile ilgili sunuya erişmek için tıklayınız...

TBB VE İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI DR. KADİR TOPBAŞ´IN RÖPORTAJI

“Mahalleli kavramı yeniden yaşatılacak”

“Yeni bir toplumsal sevgi ve hoşgörü ortamı yeşerecek”

TBB ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Kadir Topbaş

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) halkın yaşam standartlarını ve kalitesini artırmak için çalışan belediyelerimize rehberlik etmek, menfaatlerini korumak, gelişmelerine yardımcı olmak, belediyeler arası işbirliği ile bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik eden, ülke düzeyinde kurulmuş tek yerel yönetim Birliği. Ulusal ve uluslararası alanda bir çok projede yer alarak bu görevini sürdürüyor.

TBB’nin büyük fayda sağlayacağına inanarak yer aldığı projelerden biri de “Okullar Hayat Olsun” projesi. Birlik, bu projede de sosyal sorumlulukla hareket ediyor. Başkanımız Sayın Kadir Topbaş’ın da vurguladığı gibi, bu proje, bir Türkiye Projesi.

Proje ile okullar, hayat boyu öğrenme merkezlerine, spor alanlarına, sağlıklı yaşam alanlarına, okul bahçeleri eğlenme ve dinlenme aktivitelerine imkân veren güvenli alanlara dönüşecek. Toplumumuzu bir arada tutan mahalleli kavramı yeniden yaşayacak. Çevre yeşerip güzelleşecek. Çocuklarımızla birlikte veliler ve mahalle sakinlerinde birlik olma kavramı gelişecek.

Proje ile okullar da taş bloklar olmaktan çıkıp yaşayan kurumlar haline gelecek. Gece gündüz eğitimin hizmetinde olacak.

Projede büyük emeği geçen Türkiye Belediyeler Birliği ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Dr. Kadir Topbaş’la projenin ayrıntılarını ve ülkemize kazandıracaklarını konuştuk...

Sayın Başkanım kısa süre önce Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ile TBB’nin ortak bir projesi olan “Okullar Hayat Olsun” projesini hayata geçirecek imzaları attınız. Projenin amacı nedir?

Kadir Topbaş- Bilim ve teknikteki gelişmeler, toplumları bilgi toplumlarına dönüştürüyor. Ulusların rekabet üstünlüğü, ulaşılan ekonomik refahla, maddi servetle değil sahip oldukları ve hükmettikleri bilgi ile ölçülüyor. Bu bilgiyi üreten ve kullanıma geçiren ise nitelikli, eğitimli insan gücüdür. Bu güce sahip olan toplumlar, her türlü zorluk karşısında umutlarını korurlar. İşte “Okullar Hayat Buluyor” projesi bunun için önemli.

Tasarruf sağlayacak, ülke kaynaklarını etkin kullanılmasının yolunu açacak, eğitim projelerine destek verecek, halkımızın artan mesleki, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayacak, hayat boyu öğrenimi yaygınlaştıracak, hem de kamu kurumlarının hizmet alanını genişletecek bir projeyi hayata geçiriyoruz.

Eğitim-öğretim saatleri dışında, hafta sonlarında ve yaz aylarında tüm okulları, derslik, kütüphane, çeşitli salon, spor alanı ve bahçeleri velilerin, mahallelinin ve çevrenin hizmetine açıyoruz. Bu proje bir Türkiye Projesidir. Milletimize hayırlı uğurlu olsun.

Eğitimli insan gücüyle uluslar arası rekabet arasındaki ilişkinin boyutları ne kadar güçlü?

K.T.: 21. yüzyılın tarihine vurulacak mühürleri taşıyan ülkeler değil kentlerdir. Ve bunun bir tezahürü olarak günümüzde ülkeler değil, kentler yarışıyor. İstanbul, New York, Londra, Paris ve Tokyo gibi büyük merkezlerle bir yarış içinde. Bu yarışta en önemli güç ise yetişmiş insan gücü.

Hele günümüzün bilgi çağında herkesin kendini çok ciddi yetiştirmesi gerekiyor. Özellikle çocuklarımız dünyanın bir başka bölgesindeki çocuklarla rekabet halinde yetişiyor. Rekabetin bu kadar arttığı dünyamızda vatandaşlarımıza eğitim imkânlarını en iyi şekilde sunmak zorundayız.

Bilim adamları insanların eğitim döneminde yüzde 80 oranında çevresinden ve sosyal hayattan etkilendiğini ifade ediyorlar. Yani insanın sosyal hayatı ne kadar çeşitli ve düzenli olursa davranış biçimleri o doğrultuda eğitime ve başarıya yansıyacaktır. Bu da hayat boyunca süren eğitimle ilgili bir süreçtir. Maalesef dünya nüfusunun tüm hayat boyunca eğitim oranı yüzde 14 iken bizde yüzde 2’lerde görünüyor.

Peki, “Okullar Hayat Olsun” projesinin kentlerimizin gelişimine sağlayacağı katkılar nelerdir?

K.T.: Bu proje ile okulları, hayat boyu öğrenme merkezlerine, spor alanlarını, sağlıklı yaşam alanlarına, okul bahçelerini ise eğlenme ve dinlenme aktivitelerine imkân veren güvenli alanlara dönüştürüyoruz.

Biliyorsunuz bu projeden önce halkımız, beceri kazanmak, meslek edinmek, dil öğrenmek gibi çeşitli eğitimleri almak için İstanbul’da İSMEK diğer illerde ise çeşitli kurumların halk eğitim merkezlerini kullanıyordu. Spor yapmak için İstanbul’da bizim spor tesislerimizi diğer illerde ise halka açık spor alanları kullanılıyordu.

Okullar Hayat Olsun projesi ile bu hizmetleri, belediye ve sivil toplum örgütlerinin de katkılarıyla çok daha tasarruflu, güçlü ve yaygın bir şekilde okullarımızda yapabileceğiz.

Burada çok önemli bulduğum bir konu daha var. Meydanlar ve ortak bir araya gelinen mekânları biz demokrasi alanları olarak tanımlıyoruz. Bir mahallede yaşayan insanlarda mahalleye yönelik aidiyet duygusunu oluşturmak için ortak mekânlar oluşturmak gerekir. Okullarla, öğrenciyi ve mahalleliyi daha irtibatlı hale getirmek de çok önemli.

Ecdadımız Selçuklu ve Osmanlı bir bölgeyi yerleşime açarken külliyesini, medresesini, camisini, aşevini, kütüphanesini, bedestenini ve hastanesini merkeze yerleştiriyor, şehri bunun etrafında geliştiriyordu. Temel ihtiyaç alanları insanların ortak buluşma alanlarını oluşturmaktaydı.

Bugün şehirlerimiz eğitim, kültür ve spor aktivite alanlarını oluşturmakta zorlanıyor. Plansız gelişmenin sonucunda ciddi problemler oluştu. Sadece barınma ve işyerleri düşünüldüğü için sosyal donatı alanları metropollerde yetersiz kaldı. Oysa ki planlı bir şehir, okullar, spor salonları, park alanları ve yeşil alanlarıyla tam bir kampus niteliğinde olmalıdır. Şehirlerde ortak mekân sayısını ne kadar arttırırsanız barış, sevgi ve hoşgörü o kadar çok gelişir. Bu sebeple Okullar Hayat Olsun Projesi’ni çok önemsiyorum.

Halkımızdan da çok olumlu tepkiler alıyoruz. Herkesin bir buluşma noktası olacak bu proje ile sağlıklı ve samimi iletişimin kurulduğu mahalleli kavramı yeniden yaşatılacaktır. Bu da toplumsal gücümüz açısından önem taşıyor.

Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı olarak imzalanan protokol gereği üyelere vereceğiniz desteklerden bahseder misiniz?

K.T.: Halkımızın yaşam standartlarını ve kalitesini artırmak için çalışan belediyelerimize her türlü imkânı sağlamaya devam edeceğiz. Biz Türkiye Belediyeler Birliği olarak bu projede de sosyal sorumlulukla hareket ediyoruz.

Protokolün imzalanmasının ardından kısa sürede uygulamalara başladık. Bu kapsamda birliğimiz, üyelerimizin ihtiyaçlarını belirlemek içine çalışmalarını sürdürüyor. Öncelikle yerel yönetimlerimizin hizmet kalitesini önemsiyoruz. Bunun için bu projede de gerekli insan kaynağı ve bütçeyi sağlamak önceliğimiz olacak. Bununla birlikte sosyal kaynaşmanın sağlanacağı hizmet binalarının eksikliklerinin giderilmesine yönelik destek olacağız. Yapılacak olan bu tesislere rahat katılımın sağlanabilmesi çok önemli. Bu sebeple buraların güvenliğini sağlamak gerekiyor. Bu konuda yerel yönetimlere büyük görevler düşecek.

“Okullar Hayat Olsun” projesinin en önemli ayağı halkımıza sunacağımız kültürel ve sportif etkinliklerdir. Bunların içeriğinin doldurulması ve şekillendirilmesiyle ilgili proje paketlerinin hazırlanması gerekiyor. Bunun için gerekirse merkezi bir proje yönetimi kurmamız gerekecek. Halkımızın bu projelere katılımının sağlanması, seminerlere, aktivitelere, kütüphanelere güvenle ulaşabilmelerini temin edeceğiz. Etkinliklere katılım konusunda tanıtımlar, afişler ve çeşitli bilinçlendirme çalışmaları yapacağız.

Okul binalarının bu tür eğitim ve etkinliklerde kullanılacak olmasının belediyelerimize sağlayacağı avantajlar nelerdir?

K.T.: Günümüzde toplumların ihtiyaç duyduğu bilgi ve eğitim taleplerini hep birlikte karşılama zorunluluğumuz var. Kurumlar, bu talepleri kendi imkânları ile yerine getirmeye çalışırlarken ya değeri çok yüksek maliyetlere sebep oluyorlar. Ya yeterli ölçüde hizmet üretemiyorlar. Ya da yaptığı yatırım kapasitesinin çok altında bir taleple karşı karşıya kalıyorlar.

Okullar Hayat Olsun Projesi ile birlikte kurumlar, imkânlarını birbiriyle paylaşacaklar. Yerel yönetimler hizmet vermek için yaptıkları binalara çok ciddi bedeller ödemek zorundalar. Ve ayrıca plansız gelişen şehirlerde bu tür hizmet binalarına yer açmak için ciddi kamulaştırma sorunlarıyla karşı karşıya kalıyorlar. Her kurum kendisi yatırım yapmak yerine bütün ülke kaynaklarını etkin ve verimli kullanma yoluna gidecektir. Böylece halkımıza, toplumumuza çeşitli öğrenme imkânları ve dinlenme alanları sunabileceklerdir.

Okullar, bir takım kurslar başta olmak üzere özellikle kültür, sanat ve spor alanında daha çok kullanılması devletin ciddi bir tasarruf sağlamasına vesile olacaktır. Proje bu yönüyle belediyelerimize de ciddi kolaylık sağlayacaktır. TBB Başkanı olarak yerel yönetimlerimizin bu projeyi daha da geliştirebileceklerini ve sürekli kılabileceklerini düşünüyoruz.

Ayrıca bir mimar belediye başkanı olarak bundan sonra eğitim kurumlarının bu projeye uygun olarak inşa edilmesini de ayrıca önemsiyorum. Ve özellikle okul bahçelerinin yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Bu projeyle okul bahçelerini fiziki yapılarına uygun projelere göre yeniden düzenleyeceğiz. Bu konuda Orman ve Su İşleri Bakanlığımız, belediyeler ve ilgili sivil toplum kuruluşları işbirliğinde peyzaj ve tasarımlarını yapacağız. Ağaçlandırılmasını, ekolojik okul bahçelerinin oluşturulmasını, çevrenin yararlanabileceği alanlar haline getirilmesini sağlayacağız.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak “Okullar Hayat Olsun” projesinin başlangıcını teşkil edecek eğitim ve sosyal projeleri hayata geçirdiğinizi biliyoruz. İstanbul’un dünya vizyonuyla bunların nasıl bir bağlantısı var?

K.T.: İstanbul, hem doğuya hem de batıya ışığını yansıtan muhteşem bir şehir. Ve şu an dünyanın cazibe merkezi. Yüzyıllar boyunca cazibesini kaybetmeden korumaya devam ediyor. Bugün 21. yüzyılda İstanbul Türkiye´nin küresel rolünün simgesi, bir Avrupa megapolü, bir dünya kenti. Ve bunu da son sekiz yılda spor, ekonomi, kültür ve uluslar arası ilişkiler gibi alanlarda ev sahipliği yaptığı dünya çapındaki organizasyonlarla da göstermiştir.

Elbette, dünya vizyonu çalışmalarımıza halkımızı da teşvik ettik. Katılımlarını sağladık. 2010 Avrupa Kültür Başkenti olduk, kongre ve kültür salonlarını doldurdular. 2012 spor başkenti olduk, statları ve spor komplekslerini dolduruyorlar.

İBB olarak da gençlerimizin en iyi ortamlarda eğitim görmesi için çok önemli yatırımlar yaptık. Göreve başladığımız 2004 yılından bu yana KİPTAŞ’la birlikte 882 derslikli 22 Okulu tamamlayarak eğitim dünyamızın hizmetine sunduk. Mevcut okullarımızın laboratuvar, akıllı tahta gibi ihtiyaçlarını büyük oranda karşıladık.

Başarılı öğrencilerimizi başta bisiklet olmak üzere pek çok hediyelerle ödüllendirdik. Üniversite sınavlarında ilk 100’e giren öğrencilerimize para ödülleri dağıttık.

138 Okula Kapalı Spor Salonu yaptık. Bu salonları okul zamanın dışında da halkımıza açtık. Bu tesislerimizden sadece halkımızdan 120 bin kişi istifade etti. 22 branşta spor eğitimleri verdik. 713 takım ve 15 bin 870 lisanslı sporcu burada çalıştı. Ayrıca İstanbul’da yüzme salonları dâhil 44 spor kompleksi yaptık, 2 tanesinin de yapımı devam ediyor. Yaklaşık 865 bin vatandaşımız bu tesislere üye olmuş durumda.

Halkımızın açık havada spor yapabilmeleri için parklara ve korulara, İstanbul’un 225 farklı noktasına, yaklaşık 3 bin 100 adet spor aleti koyduk. Adeta Sporu sokağa taşıdık. Sadece 2010 yılında 1,5 Milyon vatandaşımız bu alanlarda spor yaptı.

“2012 Spor Başkenti İstanbul’da” hedefimiz 100 noktada, 50 bin İstanbulluya eğitmenler eşliğinde spor yaptırmak.

En önemli hizmetlerinizden olan İSMEK ile “Okullar Hayat Olsun” projesi arasında ilişki kurulacak mı?

K.T.: İSMEK günümüzde büyük bir “halk üniversitesi”ne dönüşmüş durumda. Mezun sayımız bu yıl 1 milyon 350 bine ulaşıyor. Şu an 190 bin bu yıl 200 bin insanımıza, 160 ayrı branşta eğitimler veriyoruz.

“Okullar Hayat Olsun” projesiyle İSMEK’te verdiğimiz kursları mahalledeki eğitim kurumlarında verme imkânı ortaya çıkacaktır. Bundan sonra İSMEK başta olmak üzere bu tür sosyal hizmetler için yeni yerler yapmak ya da kiralamak yerine okulları kullanabileceğiz. Böylece okullarımızda eğitimle birlikte kültür ve sanat aktiviteleri artacaktır.

Bu proje ile kurulan okul-öğrenci-halk üçgeninde 5 yıl sonra nasıl bir Türkiye hayal ediyorsunuz?

K.T.: Eğitim ve gençlerimiz ülkemizin en önemli iki meselesidir. Geleceğe güvenle bakmak ancak her açıdan donanımlı gençlerle olur. Daha uygar, daha müreffeh bir gelecek için en büyük yatırımı gençliğe ve eğitime yapmalıyız.

Başta hükümetimiz, Milli Eğitim Bakanlığımız ve ilgili kurumlar olmak üzere hepimiz bunun çabası içindeyiz. Biz gençlerimizin, sağlıklı düşünme ve analiz yapma yeteneğine sahip; geniş ufuklu, kendisine güvenen ve dünyadaki her yeniliğe açık olmasını istiyoruz. Bunun için yeni eğitim imkânlarına ve projelerine ihtiyaç var. Projenin bu yönüyle ülkemiz için önemli bir kazanç olduğunu düşünüyorum.

Bu projeyle, örgün eğitim saatleri dışında okul hizmet binasına ait bahçe, kütüphane, bilişim teknoloji sınıfları, çok amaçlı salon ve spor alanlarını herkese açmış olacağız. Öğrenci, veli ve mahalle sakinlerinin kullanıma sunmuş olacağız. Böylece okullar sadece ders saatlerinde değil, günün diğer zamanlarında da kullanılarak kaynak israfının önüne geçilecektir.

Ayrıca, öğrenciler, gençler başta olmak üzere herkes, sevgili halkımız boş zamanlarda okul alanlarını kullanarak güvenli ortamda sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerini yapabilecektir. Okul kütüphanelerinden hem veli hem öğrencilerin ders dışında da faydalanabilmesinin önünü açıyoruz. Öğrencilerimizin bilgisayar laboratuvarlarında ders ile birlikte oyun da oynamalı diye düşünüyoruz.

Okul bahçelerinin yeşil alanların yanı sıra tören, spor, geleneksel oyun, anfitiyatro alanları olarak da kullanılması gerektiğine inanıyoruz. Okullarımızın bizzat kendisinin de her zaman hayat dolu olmasını istiyoruz. Kapandıkları zaman yaşamdan kopan, karanlık mekânlara dönüşmesi yazık oluyor.

Bu proje kapsamında çok önemli sosyal projelerin de hayata geçeceğine inanıyorum. Ailelere çocuk gelişimi, karı koca ilişkileri, vatandaşlık bilgisi gibi çeşitli kurslar verilecektir. Sosyal dayanışma ve toplumsal paylaşamaya ciddi bir katkısı olacaktır. Modern kent yaşamının ortaya çıkarttığı insanlar arası ‘yabancılaşma duygusunu’ büyük ölçüde azaltacak bir çözümü sunacaktır.

Bu mekânların çatısı altında güçlenecek güven duygusuyla yeni bir toplumsal sevgi ve hoşgörü ortamı yeşerecektir. Daha sağlıklı ve esaslı bir iletişim sağlanacaktır. Sosyolojik olarak özellikle mahalle kültüründe ciddi bir dönüşümün gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Tabii ki veliler ve mahalle sakinleri de okul binasını kullanarak sahiplenecektir.

Okullar artık nefes alınacak mekânlar haline dönüşecektir. Bu projeye katılan herkesin özverili olarak çalışması gerekiyor. İnanıyorum ki bütün dünyaya örnek olacak çok başarılı ve güzel sonuçlar elde edeceğiz.